|
Allianoi'nin küçük bir termal merkezi olduğu sanılmaktadır. Sıcak sudan bu dönemden itibaren yararlanılıyordu. Helenistik Çağ'a ait sadece birkaç arkeolojik ve nümizmatik eser ele geçmiş olmasına rağmen Allianoi merkez yerleşiminde Helenistik mimariye rastlanılmamıştır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde (İ.S. II. yüzyıl) kült merkezinde, Anadolu'nun pek çok merkezinde ve Pergamon'daki Asklepieionda olduğu gibi büyük bir bayındırlık faaliyeti yaşanmıştır. Kült merkezinde mevcut binaların büyük bir kısmı bu döneme aittir. Ilıcanın yanı sıra, köprüler, caddeler, sokaklar, insulalar, geçiş yapısı, propylon, ve nympheum bu dönemde planlanır.. |
| Allianoi'ye Sadakat |
|
|
|
| Yazar Administrator | ||||||
| Salı, 22 Nisan 2008 | ||||||
|
Allianoi'ye Sadakat Yolcuları 13 Nisan 2008 Pazar günüydü. Bursa'dan çocuk, genç, kadın, erkek 120 kişilik Allianoi Sadakat Yolcusuyla Bergama’ya doğru yola çıktık.Tabelalarının hemen hepsinin silindiği, sanki böyle bir yer yokmuş yada hiç olmamış imajı verilmeye çalışılan Allianoi'ye vardığımızda İzmir ve Ankara'dan gelen katılımcılarla birlikte sayımız 500'e ulaşmıştı. Allianoi Girişim Grubu ve Allinoi gönüllüleri buranın önemini ve niye su içinde boğulmasına izin verilmemesi gerektiğini sözlerle, sazlarla, resimlerle, fotograflarla ve pankartlarla bir kez daha anlattılar, bir kez daha duymak istemeyenlere haykırdılar, görmek istemeyenlere gösterdiler. Yapılan konuşmaların ardından Allianoi için yazılmış bir tiyatro oyunu sergilendi. Oyunda sağlık yurdu Alliano'yi temsil eden su perisinin yüzlerce yıldır insanları sağlığa kavuşturması sergilendi. Günümüzde yönetimi elinde bulunduranların kendisine sağlık veren Allianoi'ye ihanet anlamına gelen boğma ve gömme sahnelerini dramatik biçimde sergilediler. Oyunun sonunda Allianoi’yi koruma kararlığından vazgeçmediğimizi göstermek amacıyla, Türkiyenin çeşitli illerinden toplanan kumaş parçaları ile hazırlanan dev bir yorgan, katılımcılarla birlikte kazı alanının bir bölümünün üzerine örtüldü. Tiyatro gösterisinin ardından bir yandan müzik dinletileri sunulurken diğer yandan ekipler halinde Allianoi sağlık yurdu kazı alanı gezildi. %80'i halen toprak altında olan yeryüzü ve insanlığın tarih mirası ile kucaklaşmayı bekleyen Allianoi'nin en dramatik yerlerinden biri “hamam” bölümüydü. Çok küçük bir çalışmayla hemen kullanılabilir hale gelebilecek durumda olan hamam, gürül gürül akan şifalı sıcak suyla doldurduğu havuzu ile, yüzyıllar önce verdiği sağlık hizmetini bugün bile sunmaya hazır durumdadır. Yalnızca bu hamam bile, buranın korunma çabalarının daha da sürmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Kaldıki ,daha kazılamamış durumdaki toprağın altında, hangi yapıların ,hangi eserlerin bulunduğu bile bilinememektedir.Ve bunlar, dünya insanlığı ile buluşamadan tekrar sulara gömülmek istenmektedir. Niye suya gömecekler ? 18 bin hektarlık Bakırçay-Kınık projesi sulama alanının % 43 lük kısmını karşılayacak olan Yortanlı barajı, yaklaşık 8 bin hektar tarım arazisine yılda ortalama 37 milyon m3 sulama suyu verecektir. Bu sulama imkanı sayesinde proje alanı içinde bulunan 5600 çiftçi ailesinin geliri artacak ayrıca 6000 kişiye yeni iş olanağı sağlanacaktır. Bakırçay-Kınık projesinin 18 bin hektarlık sulama alanında yılda 52.5 milyon YTL’lik net gelir artışı sağlanacak, bu da geçimini tarım yaparak sağlayan ortalama bir çiftçi ailesinin yıllık gelirinde ek olarak 8 600 YTL’lik bir artış demek olacaktır.Bakırçay-Kınık projesinin gerçekleşmesiyle sulama alanı içinde kalan tarımsal arazilerde pamuk üretiminin 26 bin ton’a, domates üretiminin 450 bin ton’a, hububatın 8 bin ton’a sebze üretiminin 107 bin ton’a ve patates üretiminin 29 bin ton’a ulaşması beklenmektedir. Yortanlı barajının vereceği sulama suyu ile hem % 30’a varan bir verim artışı hem de % 119 oranında ekim alanları artışı gerçekleşecektir. Bu ürün artışları bölgede yeni tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulmasına neden olacak, doğrudan dış satıma yönelik bu sanayi ile ülkemize önemli döviz girişleri sağlanacaktır. (1) DSİ’nin sihirli bir değnek ile %119 oranında ekim alanı artışı ve birim alandan 5600 çiftçi ailesinin % 30 luk verim artışı ile 8600 YTL lik gelir yükselmesi vaadettiği bu proje alanında, bütün bunların kaç yılda gerçekleşeceği belirtilmemektedir. ''Tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulması'' müjdesinin arkasındaki gerçeklerden söz edilmemektedir. Gıda ve tarım endüstrisinin küçük çiftçiyi nasıl yok ettiği,çalıştığı toprağında nasıl ortakçı yada köle durumuna düşürdüğünün örnekleri ortadayken, endüstriyel tarımın yapıldığı yerlerdeki çevre ve ekolojinin, toprağın ve suyun karşılaşacağı sorunları sağır sultanlar duymuşken, barajları endüstriyel gıda ve tarımı geliştirmek adına desteklemek neye hizmet etmek anlamına gelmektedir? Küçük çiftçi için ,“evet” ama endüstriyel tarım için sonuna kadar “hayır”.Küçük çiftçi tarımını, polikültür tarımı sonuna kadar destekleriz ,ama endüstriyel tarımın girdiği yerde küçük çiftçi diye bir şey kalmaz, monokültür tarımın desteklendiği yerde biyolojik çeşitlilik, yerel bitki zenginliği , yerel tohumlar kalmaz.Sulama amaçlı barajlar tarım alanlarında vahşi (salma) sulamayı hedefleyen sistemlerdir. Ülkemizin tatlı su varlığının (39 milyar m3) %74’ü (28,8 milyar m3 vahşi sulama yapılan tarım alanlarında tüketilmektedir. Damla sulama tekniği kullanılarak tarımda kullanılan su % 70 oranında azaltılabilir. Ülke genelinde damla sulama yöntemi kullanıldığında sulama amaçlı barajlara ve geçme anında % 30 u buharlaşan sulama kanallarına gerek kalmayacaktır. Yeraltından pompalarla çekilecek sudan daha az bir miktar kullanarak damla sulama ile tarım yapılabileceği gibi toprağın tuzlaşması da tümüyle ortadan kalkacaktır. DSİ’ nin yerleri yanlış olan sulama barajları gibi ,kendine göre doğru ama ekoloji için yanlış olan projelerle sulak alanları nasıl tahrip ettiği de herkesçe bilinmektedir. (3) Bizlere göre yanlış olan bu projelerdeki DSİ ‘nin çabalarının ana nedeni, devletten gelen ödeneğin kesilmeden sürekliliğin sağlanmasına yöneliktir. DSİ bunu yaparken Allianoi örneğinde de görüldüğü gibi hukuku dışlayan çalışmalar içine de girmektedir. 2001’de SİT alanı ilan edilen Allianoi’de , DSİ’nin açtığı karşı davalarla onlarca kez bilim kurulları oluşturulmuş, bilim kurulları Allianoi’yi koruyan kararlar verdikçe kurul üyeleri değiştirilmiş ve nihayetinde inşaat mühendislerinden oluşan bir kurulun Allianoi’nin üzerini kille kapatılması gibi saçma önerisinin kabuluyle , DSİ nin baraj inşaatını tamamlaması gerçekleştirilmiştir. 10 Ekim 2007 tarihli Koruma Kurulu Kararı ile alanın kil malzemesi ile kapatılıp 218 metre duvar çekerek Allianoi’u suya gömme kararına karşı Allinoi gönüllüleri İzmir 2. İdare ve 4. İdare Mahkemelerinde dava açmışlardır.Ayrıca Türkiye’deki yargılama sürecinin Allianoi’u kurtarmaya yetişmeyeceği düşüncesinden hareketle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmuştur.Zira, bu barajın devreye sokulması yasalara karşı gelmek anlamındadır. Şöyleki; Anayasanın 63.Maddesi “Devlet,tarih,kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması sağlar” der.Yani burada yapılan baraj sayesinde 1800 yıllık tarih ve kültürün suya gömülmesi Anayasaya karşı geliştir. 2863 sayılı Kanunun 9.maddesi gereğince ; “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır” der.Allianoi’i suya ve çamura gömecek olan baraj, aynı zamanda T.C Devletinin imzaladığı Uluslararası Sözleşmelere de aykırıdır.Örneğin; · 1972-Paris ,Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme , · 1985-Granada ,Avrupa Konseyi Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi, . 1992-Valetta/Malta Arkeolojik mirasın Korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi 5 Nisanda, Fransa’da düzenlenen Arkeoloji Film Festivalinde 9. Jules Vernes ödülü, Halil Gülbeyaz yapımı olan Allianoi filmine verildi.Bu ödüllü film, 10 yıl boyunca tütün tarlasından Allianoi’un gün yüzüne çıkışına kadarki kazı çalışmalarının sürecini anlatıyor ve görüntülüyordu. Avrupa’nın en saygın arkeolojik miras kuruluşu Europa Nostra web site ana sayfası, Allianoi’un korunması gerektiği ve antik kaplıcanın yok olma tehtidi ile karşı karşıya olduğu haberleri ile açılmaktadır. Çeşitli uluslararası kuruluşlar, hükümete ve ilgili bakanlıklara , bu baraj yapımının durdurulması ve Allionoi’nin artık bir dünya mirası olduğunu ve korunması gerektiğini bildiren onlarca mektup yazdılar.Binlerce yabancı turist ve yurt dışındaki insanlar Allinoi nin kurtarılması için imza verdi ve vermeye devam ediyor. Binlerce seramik, binlerce ,cam, taş, metal, kemik eser,sekiz bini aşkın sikkenin çıkarıldığı, ana yapı olan 3 katlı ılıca dışında, çeşmeler, tuvalet yapıları, biri halen kullanılan iki köprüsü, cadde ve sokakları, sütunlu avlulu yapıları, hastane, kült, geçiş yapıları, mezarlıkları, kilise, şapeller, cam, seramik ve demir işlikleri, konutlar, dükkanlar ve mezarlıkları içeren bu sağlık yurdunun tekrar suya ve çamura gömülmesine izin vermek, Allianoi’ye,tarihe ve geleceğimize ihanet etmek olacakır.Antik tıpta kullanılan çok sayıda farklı materyallerden tıp aleti ve malzemesi ile dünya tıp tarihi acısından da öneme sahip olan,antik çağ’da hidroterapi için kullanılan Allianoi , 47 C sıcak suyu ile romatizmal ve cilt hastaları için 1800 yıldır bu özelliğini korumaktadır. 1998 den bu yana emek, alınteri, özveri ,sevgi ve enerjiyle sadece %20 si günyüzüne çıkartılan bu sağlık yurdunun,yeniden suya ve çamura terkedilmesine , diri diri gömülmesine göz yumacak mıyız? 13 Nisanda burada Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen 500 Allianoi Gönüllüsü hep birlikte haykırdık ve haykıracağız ;
HAYIR ! ALLİANOİ SULARA GÖMÜLMEYECEK!.. DOĞADER Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği
Yorum yaz
|
||||||
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Ağustos 2008 ) | ||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|